Son Dakika
Gezi

Edirne Camilerinin Hissettirdikleri

Edirne’nin sokaklarında adımlarken insanın içine işleyen o garip, huzurlu sessizliği bilirsiniz. Şehrin koşturmacasından sıyrılıp ulu bir mabedin avlusuna adım attığınız an, aslında sadece bir taş kapıdan geçmezsiniz; zamanın yavaşladığı, kalbinizin kendi ritmini bulduğu başka bir duygu durumuna geçiş yaparsınız. Zihninizdeki tüm dünyevi telaşlar dışarıda kalır ve bakmaktan ziyade “görmeye”, kendi içinize dönmeye başlarsınız.

Üç Şerefeli Camii

Bu içsel yolculuğun ilk adımı Üç Şerefeli Camii‘de başlar. Avlusuna adım attığınızda taşın dili göğe doğru coşkulu bir ritim tutturur. O minarelerin üzerindeki zikzaklar, burgular ve baklavalar; doğadaki karmaşanın ustaca süzülmüş, saf bir ahenge dönüştürülmüş halidir. Adını sanını bilmediğimiz o isimsiz ustalar, taşı oya gibi işlerken kendi isimlerini değil, evrendeki o büyük uyumu görünür kılmak istemişlerdir. Başınızı kaldırıp o desenlere bakarken içinizde uyanan o tarifsiz haz, ruhunuzun işte bu evrensel ahenge duyduğu derin özlemin ta kendisidir.

Eski Camii

Üç Şerefeli’nin o dışa dönük, gökyüzüne uzanan coşkusundan ayrılıp adımlarınızı Eski Cami’ye çevirdiğinizde ise bambaşka, çok daha içsel bir sükûnet kucaklar sizi. O ağırbaşlı kapıdan içeri süzüldüğünüzde, dışarıdaki aydınlık yerini loş, esrarengiz ve şefkatli bir karanlığa bırakır. Duvarları saran o dev hat eserleri, o muazzam kelimeler sıradan birer süsleme değildir; sanki taşa kazınmış sessiz dualardır. O koca harflerin altında durduğunuzda hissettiğiniz tatlı ürperti ve küçülme duygusu, aslında kibrimizden ve gündelik hırslarımızdan arınmanın ta kendisidir. Orada, dış dünyanın tüm makyajından uzaklaşıp insanın ruhunu titreten o yalın güzellikle baş başa kalırsınız.

Selimiye

Ve bu arınma yolculuğunun nihai zirvesi: Selimiye… Sadece bu şehrin değil, insanın gökyüzüne uzanma, sonsuzluğa dokunma arzusunun en zarif hali. Eski Cami’nin o ağır, loş sükûnetinden sonra Selimiye’nin kucaklayıcı kubbesinin altına girdiğinizde, taşın o soğuk ve ağır doğası bir anda buharlaşıp kaybolur. Yüzlerce pencereden süzülen ışık, koca yapıyı adeta yerçekiminden kurtarır. İnsanı ezen değil, göklere doğru hafifleten bir ferahlık karşılar sizi. Karmaşanın, çokluğun ve yorgunluğun geride bırakılıp her şeyin tek bir mutlak huzurda eridiği andır o. Merkezde gözünüzü oyalayan bir şatafat bulamazsınız; sadece muazzam bir boşluk ve arınmışlık hissi vardır. Taş aradan çekilmiş, geriye sadece ışık ve sükûnet kalmıştır.

Edirne’de cami avlularında dolaşırken göğsünüzü dolduran o his, yüzyıllardır insanoğlunun kelimelerle tarif etmeye çalıştığı o saf güzellik arayışının ta kendisidir. Formüllerden, tanımlardan ve akademik teorilerden çok daha ötede; insanın kendi acziyetiyle, varoluşun o muazzam uyumunun şefkatli bir şekilde kucaklaşmasıdır. Ve o mabetlerin loşluğunda kelimeler susar, sadece ruhunuzun o dingin ahenkle fısıldaşması başlar.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız.

The post Edirne Camilerinin Hissettirdikleri first appeared on CRB Haber.

Orijinal Makale Kaynağı: CRB Haber

admin
admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gezi Kategorisinden Daha Fazlası

Tümü →
Bir Trakya Serüveni Ahmetbey köftesi

Bir Trakya Serüveni

Gezi

Her Kamp Yeni Tecrübe

Bu İşte Bir Terslik Var! Genç ÇRB

Bu İşte Bir Terslik Var!

Gündem Bülteni

Haberleri kaçırmayın,
her sabah gelen kutunuzda.

Türkiye ve dünyadan özenle seçilmiş sabah özeti. Günde tek e-posta, hiç spam yok.

Abone olarak Gizlilik Politikası'nı kabul etmiş sayılırsınız.